Dr. Tara Marcinkowski ile aşılar üzerine

Tara Marcinkowski, BAH, ND
Naturopathic Doctor

Halcyon Health
677 Dupont Street
2nd Floor
Toronto, ON M6G 1Z5

647-648-7099
www.drtara.ca

1- Eğitiminiz nedir, neden bu mesleği seçtiniz, bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ismim Tara Marcinkowski, Kuzey Ontario, Kanada’da küçük bir kasabada doğup büyüdüm. Çocukluğumdan bu yana hep doktor olmak istemiştim. İnsanlara bakma, onların iyi hissetmelerini sağlama fikri her zaman çok tatmin edici olmuştu benim için. Zincirleme gelişen sağlık problemleri, sürekli yazılan reçeteler ve kullanılan ilaçlar ve ameliyatlar sonrasında, sağlığımla ilgili hiç mutlu değildim ve hayatımla ilgili ne yapmam gerektiğini merak ediyordum. Felsefe Bölümünde okuyup, sağlık sistemiyle ilgili sosyal bilimlerden aldığım ders sonrasında ve sağlık sisteminde yeni bir kariyer istemeye ısrarla devam edişim neticesinde eski idealim olan tıp doktorluğu geri geldi ve gelecekte olacağım naturapatik hekimliği bulmama neden oldu. Naturapatik hekimliğin içeriğini okuyunca içimde derinlerde yerini buldu ve gerisi beni şu ana getirdi.

İşte naturapatik hekimliğin 6 prensibi:

· Ilk önce kimseye zarar verme. (zarar verici yan etkileri en aza indiren metod ve ilaçları kullanmak)
· Hastalığın nedenini tedavi et. (belirtileri yoketmek yerine, hastalığın altında yatan asıl nedeni bulma ve giderme)
· Sağlıklı yaşamın ve önleyici hekimliğin prensiplerini öğretmek (hastalarla bilgi paylaşarak ve sağlık için bireysel sorumlulukları artırarak)
· Insanın bütününü bireysel tedavilerle iyileştirmek (Benzersiz Fiziksel, zihinsel, duygusal, genetik, çevresel ve sosyal faktörleri hastalığa yaptığı katkı bağlamında anlamak ve tedavi protokolünü kişiye özel olarak uyarlamak.)
· Hastalıktan korunmayı vurgulamak (hastayla ortak olup risk faktörlerini değerlendirmek, ve sağlıklı kalmak ve hastalıktan korunmak için uygun naturapatik müdahaleleri önermek)
· Vücudun kendini iyileştirme gücünü destekleme (vücudun yaratılıştan sahip olduğu kendi kendini iyileştirme sürecine önem vererek ve bunun önündeki engelleri ortadan kaldırarak)

2-Aşılar hakkında ne düşünüyorsunuz? Zorunlu olmalılar mı?

Aşılar çok karmaşık bir konu ve yararlarını ve bedellerini ortaya koymak için çok detaylı araştırmalar ve açıklamalar gerektiriyor . Buna rağmen, bütün diğer sağlık seçimleri gibi bunun da seçime bağlı olması gerektiğine inanıyorum. Sağlık sisteminde seçme şansına izin vermek kişisel anatomiye duyulan saygıdır. İki örneğe bakalım: C Vitamini sağlıklı bir bağışıklık sistemini geliştirmede ve diğer pek çok yararlarıyla guvenli bir kayda sahiptir. Sağlığa faydalı diye C vitamini mecburi olmalı mıdır? Sağlığınıza büyük katkı sağlayacak olsa bile vitaminler almak bir seçim olmadır. Öte yandan, biliyoruz ki içki içmek sağlığa zararlıdır. Peki içki içmemek mecburi olmalı mıdır? Pekçok hastalığın ve acının kaynağı olmasına rağmen her bireyin kişisel seçimidir içki içip içmemek. Bireye seçme şansı verilerek, onun sağlıklı veya sağlıksız davranışlarda bulunması, bizim akıllı varlıklar olduğumuzu gösterip riskleri ve yararları kendi adımıza değerlendirebileceğimize işaret eder. Bizim bedenimizi ve kişisel olarak sağlığımızı ilgilendiren konularda seçme özgürlüğümüzün elimizden alınması, özgür irade hakkımızı yokeder.

3- Eğer takvimdeki bütün aşıları çocuğuma yaptırdıysam, şu anda bana ne önerebilirsiniz?

Ben ebeveynlere kendileri ve çocukları için doğru kararı verebilmelerinde bilgi desteği vererek yardımcı oluyorum. Aşıdan sonra verilecek destek son derece kişiseldir, yani çocuğun şu andaki sağlık durumuna bağlıdır. Benim amacım yapılan aşıdan en yüksek yararı alabilmesi için bağışıklığınının gelişiminde yine bağışıklık sistemini desteklemektir. Ayrıca, arındırma (detox) yollarını en etkin hale getirmek istiyoruz ki çocuk, bedeninden aşının katkı maddelerini ve adjuvanlarını çıkarabilsin.

Genelde, bütün çocuklarda, bütün medikal geçmişini değerlendiririm ki buna ailenin hamile kalmadan önceki, hamilelikteki ve doğumdaki sağlıgı da dahildir. Bu noktadan başlayarak, çocuğun sağlığı için hedefler koyup sağlığını daha iyi hale getirmek için stratejiler uygularız. Ben hem çocuk hastayken, hem de çocuğun gelişimini ve büyümesini gözlemleyebilmek için düzenli viziteleri tavsiye ederim. Ebeveynleri evde enfeksiyonlarla başedebilmeleri için, ne zaman hekime başvurmaları gerektiği ve ateşi destekleyerek doğal yöntem olanaklarının neler olduğu konularında bilgilendirip danışmanlık yaparım.

4- Eğer çocuğumu aşılatmamayı tercih edersem bana önerileriniz nelerdir?

Aşılatmama seçeneği durumunda odağımız bireysel bağışıklık desteğidir. Ek olarak, 7 yaşına kadar daha dikkatli bir şekilde başıklık gelişimini üst noktaya çıkaracak bir plana bağlı olmayı tavsiye ediyorum. Bunlara örnek olarak: doğal yiyeyceklerle beslenme, daha çok sebze tüketimi, yiyecek alerjilerinden uzak durma, kısıtlı ve hatta hiç rafine şekersiz beslenme, sağlık sorunları çıkar çıkmaz bunu konuşma, bastırıcı tedaviler kullanmadan doğal bağışıklığın gelişimine izin vermek.

5- Aşı bağışıklık sağlar mı?

Evet aşılar bağışıklık verebilir. Bunu test etmenin tek yöntemi aşıyı olduğunuz hastalığı geçirmemekle yapılabilir. Hastalık yokken, sadece kandaki değerlere bakarak bağışıklığı değerlendirmek iki nedenle zorludur. Yüksek titerlere sahip biri (bir hastalığa karşı kanınızda antikorlar var mı diye yapılan test)o hastalıkla karşılaştığında yine de yakalanabilir ve düşük titerlere sahip biri hastalıkla karşılaşıp hastalığa yakalanmayabilir. O hastalığa karşı aşılanmış olmasına rağmen yine de bu hastalığa yakalanan pek çok kayıt bulunmaktadır. Sonuç olarak, aşılar 100% bağışıklığı garantilemez, bunu yapabilen hiçbir modern tıp uygulaması yoktur.

6- Aşılardan kaynaklanan toksinlerden nasıl kurtulabilirim?

İçeriklerinin ne olduğuna bağlı olarak ve eğer biri toksisite deneyimliyorsa, değişik maddeler kullanabilirsiniz bunun için. Bir sonraki soruya bakabilirsiniz bazı tavsiyeler için.

7- Toksinlerden kurtulabilmem için kullanabileceğim bir ürün var mı?

Tek bir ürün yok. Ben bireyin yaşına, sağlığına ve savunmasızlığına bakarak bazı önerilerde bulunuyorum. Bunlar: Probiotikler, A vitamini , C vitamini, çeşitli karaciğere faydalı otlar mesela deve dikeni (http://en.wikipedia.org/wiki/Milk_thistle), hint yağı uygulamaları, bioterapötik drenaj (boşaltma) çareleri, limfatik otlar mesela yoğurtotu (http://en.wikipedia.org/wiki/Galium_aparine), ve koyu yeşil yapraklı sebze tüketiminin artırılması.

8- Aşılar güvenli olabilir mi?

Aşılara eklenmiş adjuvanlar, ki pekçok tartışmanın özüydü, bağışıklık sisteminin virüs veya bakteriyi görmesi için bulunmaktadır. Pekçok aşı virüs/bakterinin ölü formunu kullanmakta olduğundan bağışıklık sisteminin bunu tanıması çok zordur. Ölü virüsler canlı virüslerden daha çok tercih edilir çünkü canlı olanın daha çok yan etkisi bulunmakta, buna aşılandığı hastalığın enfeksiyonu da dahil. İşte bu ikilemden dolayı adjuvanlar ekleniyor ki onlar bağışıklık sistemini harekete geçiriyor böylece bireyin daha iyi bir şansı olabiliyor bu hastalığa karşı bağışıklık sağlamada. Daha güvenli olabilir mi aynı zamanda daha etkili olurken bu soruyu cevaplamak zor. Bunlar olasılıkları dengeli bir şekilde değerlendirmek gereken faktörler.

9- Sizin güvenli aşı opsiyonunuz var mı?

Virüsler, bakteriler, mantarlar, ve diğer kanser, kalp hastalıkları, otoimün hastalıkları için güçlü bir bağışıklık sistemi geliştirmek EN İYİ yoldur. Aşıların yerine konması için başka bir madde yoktur ancak yaşam şekliniz en uygun bağışıklığı destekler.

10- Eğer çocuklarım hiç aşılanmadıysa nasıl koruyabilirim?

4 ve 20. cevaplara bakınız.

11- Eğer çocuklarım aşıların ilk dozunu oldularsa ve ben şimdi onları aşılatmamaya karar verirsem bu riskli mi? Çocukarım zarar görebilir mi?

Bu konuda düşünecek birkaç faktör var. Bazı aşı farkındalık taraftarları güçlendirici dozları yapmadan önce titerlere (kandaki antikor seviyesi) bakmayı öneriyor. Bazı çocuklar güçlendirici doza ihtiyaç duymayabilir çünkü üstünden yıllar geçince bile hala bebeklikte vurulan orijinal aşılar hala geçerli olabilir kanda. Bu zaman kaybedici bir yaklaşım olduğundan (testi yaptırmayı kastediyor) bazı aileler gidip bütün güçlendirici dozları vurdurmayı seçebilir. Diğer bir durumda eğer çocuğunuz birinci doza tepki gösterdiyse diğer dozlara devam etmezsiniz. Aşı prospektüslerinde önceki dozda reaksiyon yaşandıysa diğer dozlara devam etmemeniz gerektiği yazar. Bu durumda diğer dozları vurdurmak zarar verir. Eğer bir reaksiyon olmadığı halde aşıyı vurdurmayı durdurduysanız aşısı olunan hastalığa karşı koruması olmayabilir anlamına gelir. Bunu söylemişken, bir çocuk bütün aşıları vurulup hastalığa bağışıklık geliştirmemiş olabilir ve virüsle karşılaştığında da aşısını olduğu hastalığı geçirebilir. Özetle kesin bağışıklık diye bir garanti yoktur-aşıyla, doğal desteklerle vs. Hastalıklara karşı en iyi koruma sağlıklı, kuvvetli, cevap verebilen bir bağışıklık sistemi geliştirmektir. (Lütfen titerle ilgili 5.sorunun cevabına bakınız).

12- Bağışıklık nerede başlamalıdır? Ana karnında, hastanede, evde, mutfakta?

Harika bir soru! Korunma erken başlar – gebelik başlangıcından önce. Yani bebek anne karnına düşmeden! Ve burda sadece annenin değil babanın da sağlığı önemlidir. Her iki tarafta bebeğin genetik koduna katkıda bulunur, ve bebek anne karnında 9 ay boyunca gelişir. Annenin bütün yumurtaları kendi fetüs gelişiminde oluşmuştur. Eğer bir kız bebeğe hamileyseniz, gebelik başlangıcındaki sağlık durumunuz sadece kendi kızınızı değil, torununuzu da etkileyecektir (çünkü kızınızın yumurtaları da sizin karnınızdayken oluşmaktadır). Kadınlarda gebelik öncesi dikkat vücudu, rahmi, ve fetüsü yaratacak yumurtaların genetik materyalini korumaktır. Erkeklerde genetik materyal devamlı yenilenmektedir. Kendi DNAlarını taşıyan spermler 3 aylık dönemlerde yeniden oluşmaktadır. Yani fetüsün yaradılışına katkıda bulunacak genetik materyalin sağlığı son üç aylık dönemle sınırlıdır. Gebelik öncesi hazırlık her seviyede (buna bağışıklık dahil) sağlıklı bir çocuk dünyaya getirmede şansınızı artırmaktadır.

13 – Eski aşılar tehlikeliydi, peki ya yeniler?

Bugün geçmişten daha farklı nedenler endişe kaynağı. Aşının gelişiminin başlangıç zamanlarında aşının içinde bulunan virüslerden kaynaklanan enfeksiyonlar oluyordu, bu da hastalıkta komplikasyonlara neden oluyordu. Bugün ise, sorun üretim metodlarında, virüslerin büyütülmesi için hayvan dokularının kullanılmasında, bağışıklık sisteminde reaksiyona neden olması için eklenen adjuvanlarda, suni tanıtım güzergahı, aşıların bağışıklık yaratmadaki etkinliği ve aşı sonucu oluşan reaksiyonlar ve aşı sakatlıkları.

14- Suni tanıtım güzergahı ile neyi kastediyorsunuz?

Doğada, insanlar yaygın olarak mukoza zarından giren virüs ve bakteriler trafından hasta edilirler. Örneğin, kızamık ve kabakulak öksürükle veya hapşurukla yayılırlar. Bir öksürük veya hapşuruk mukoza veya tükürük içindeki hava zerrelerinin içindeki milyonlarca mikrobu salıverir, bu da hastalanmış bu zerrecikleri nefes yoluyla içine alan kişiyi de hasta eder. Hastalığı kapmadaki diğer olasılıklar içinde hastalık bulaşmış yemeği veya içeceği sindirmek, havlu, kapı kolu gibi cansız eşyalarla temas, ve hastalık taşıyıcılarla temas mesela sivrisinekler veya yarasalar. Vücuda maddenin enjekte edilmesi bağışıklık sisteminin mikropla karşılaşmasının alışılmış yolu değildir. Müteakip tanımlama Aşılama Risk Farkındalık Ağı (Vaccination Risk Awareness Network (VRAN)’nın aşıların vücuda yapay yoldan tanıtıldığı iddiasıdır: ”Salgın hastalığa ait partiküllerin direk kan dolaşımına enjekte edilmesindeki temel sorun, bağışıklık sistemini aşıp (bypass edip) birinci sıra savunma olan Th1 seviyesini geçmesi bağışıklık sisteminin beklenmeyen saldırıya uğramasıdır, ikinci sıra savunma olan Th2 seviyesini geçmesi ise vücut için çok sıkıntı vericidir ve anafilaktik şoka neden olabilir. Doğada, hastalıklar burun, ağız, deri ve ciğerler tarafından karşılanır ve birinci sıra savunmayı uyarır ve hastalık kan dolaşımına ulaşamadan savaşır. Aşıların devamlı olarak Th2 seviyesine “arka kapıdan izinsiz girişi” diğer normal ve zararsız maddelere de yersiz aşırı duyarlılığa neden olur, örneğin yerfıstığı. Sonuç nesiller boyunca bağışıklık sistemi hasarlanmış, yiyecek ve çevre alerjilerinden acı çeken, astım ve hayati tehlikeye neden olan anafilaktik sorunları olan çocuklar”

15- Aşılar kısırlığa neden olurlar mı?

Polysorbate 80 (Tween 80 olarak da bilinir) pekçok aşıların içinde bulunan bir adjuvanttır. Bu adjuvan 1993 yılında Slovaklar tarafından yapılmış ve Yiyecek ve Kimyasal Zehirbilimi dergisinde yayınlanmış bir araştırmanın konusudur. Tween 80’nin enjeksiyonuyla farelerin olgunlaşması hızlanmış, estrous (cinsel arzulama) dönemi uzamış (memelilerde adetin başlangıcından hamileliğe kadar olan dönemdir ve hamile kalınmasıyla sona erer), rahim ve yumurtalıkların ağırlığı azalmış, dölyatağı duvarına zarar vermiştir, bu da kronik ostrojenik stimülasyon olduğunun göstergesidir. Farelerin yumurtalıklarının da zarar gördüğü, foliküllerin dejenerasyona uğradığı ve sarı kütlenin (korpus luteum/döllenmenin oluşmasını takiben gerekli “progesteron” hormonunu (gebeliğin devamını sağlayan kadın cinsiyet hormonlarından biri) salgılamakla görevli doku) yok olduğu gözlemlenmiştir. Bu yavrulamaya dair geri tepme kesinlikle kısırlığa götürmektedir. Ancak aynı etkinin insanlarda da oluştuğu henüz açık değildir. Maalesef bu konuda devamlılığı olan araştırma eksikliği çekilmekterdir.

16- Aşılanmış çocuklar virüs yayabilirler mi? (bu aşı canlı virüsten yapılmışsa)

Evet, ve bu canlı veya zayıflatılmış virüs kullanılan aşılarda daha çok oluşmaktadır (ve ölü virüs kullanılan aşılarda daha az ihtimaldir). Bunu söylemişken, aşılanmış bir çocuk aşılandığı hastalığın virüsüyle karşılaşabilir ve bunu yayabilir, daha önce bahsettiğimiz gibi. Ek olarak, KKK aşısının üreticisi Merck’in Tıp Direktörü açıkça bu riski kabul etmiştir: “KKK’daki zayıflatılmış virüs zaman zaman ve kısıtlı alanda aşılanmış kişiden çevreye yayılabilir. Bunu herhangi bir virüs veya bakteriyle enfekte olmuş bir insan bedeninden bekleyebilirsiniz. Aşılanıp virüsü yayan insan sayısı az olmakla beraber bu kesinlikle oluşabilir, ve olasılık az olmakla beraber aşısız kişiler bu virüsü kapabilir…”

17- Hamile bir kadın için o gün aşılanmış bir çocukla aynı ortamı paylaşmak tehlikeli midir?

Aşıdan hemen sonra çocukla aynı ortamda olmak hamile için tehlikelidir. 4 Temmuz 1987 yılında İngiliz Tıp Bülteninde yayınlanan bir araştırmaya göre, bağşıklık sisteminden ödün verilemeyecek çocukların KKK aşısı olan çocuklardan aşının içindeki virüsün salgılanması nedeniyle 2 hafta süresince uzak tutulmalarını tavsiye etmektedir. Ayrıca kısa zaman önce canlı polio aşısıyla aşılanmış çocukların dışkısıyla temas etmiş kişilerin paralitik polioya yakalandıkları kabul edilmiştir. Hamilelik ödün verilemez bağışıklık sistemi kategorisinde olmamasına rağmen, NYU Tıp Okulu’nda yeni bir tespitte bulundular. Araştırmacıların son tespitine göre bu embriyo implantasyonu, immün sistemin yabancı organizmalara karşı saldırıya geçebilmesini sağlayacak şekilde önemli bir geçiş yolunun kapatılmasını sağlar. İmmün sistemdeki bu aşağı regülasyon sayesinde, aksi takdirde immün sistemce yabancı organizma olarak algılanabilecek fötüsün atımı engellenmekte ve hamilelik sürdürülebilmektedir.

18- Aşılar otizme veya hiperaktiviteye neden olurlar mı? Cevabınız evetse neden tıbbi araştırmalar hep karşıt görüşe işaret ediyor?

Bütün tıbbi buluşlar özünde risklidir, buna aşılar da dahil. Aşıların nörolojik hastalıklarla ilişkisi kitlesel aşılama programlarının başlamasından bu yana tıp dergilerinde suyüzüne çıkmıştır. Aşılardan öbce otizm duyulmamıştı. Aşı taraftarlarının savunması ise şu anda daha iyi teşhis konulabildiği ve daha büyük farkındalık sahibi olunduğu için otizmi öğrendik. Çocuklarda ADD (Dikkat Eksikliği Hastalığı) ve öğrenme bozukluğu aşılarla ilişkilendirilmiştir. Nörolojik sorunlar yarım yüzyıl önce çok nadirdi. Sonra 1940ların ortalarında kitlesel aşılama programlarının başlamasıyla otizm “doğdu”. İlk önce zengin aile çocuklarında görüldü, o zamanlar aşılar bedava değildi ve hükümetler tarafından karşılanmıyordu. Daha sonra otizm bütün sınıfların sorunu haline gelmeye başladı (Hükümetlerin sponsorluğunda başlayan aşılardan sonra).

Bugün, çocuklar daha beyin-kan bariyeri tamamen kapanmadan, doğar doğmaz aşı seferlerine başlıyorlar. Bu konuda tıbbi bilgileri aramanız sizi aşılar ve nörolojik hastalıklar bağlantılı makalelere götürecektir. Buna rağmen araştırma alanında sonuca dayalı deliller eksik görülmektedir. İşte size bilgi veren bir video. Aşıların yanetkileri üzerine güncel sorunu açıklıyor: http://www.ted.com/talks/ben_goldacre_what_doctors_don_t_know_about_the_drugs_they_prescribe.html

19- Tetanoz ve kuduz aşısından başka yol var mı bu hastalıkların tedavisinde?

Olası bakıma bağlı olarak, tetanoz 10%-90% ve kuduz 100% gibi çok ciddi ve eğer tedavi edilmezse yüksek ölüm oranına sahip iki hastalık. Tetanoz için, en yaygın tedavi şunları içerir: Bakteriyi öldürmek için antibiotik tedavisi, tetanoz güçlendirici doz aşı vurulması, eğer gerekirse, ve bazen toksini nötralize etmek için antitoksin ( tetanoz immünglobulin veya TIG). Kuduz için ise, en iyi tedavi maruziyet seviyesine göre değişmektedir. Kuduza maruz kaldıktan sonraki tedavi bulaşma sonrası profilaksi (post-exposure prophylaxis) veya “P.E.P.”, genellikle enfeksiyonun ilk on gününde hemen uygulandığı takdirde çok yüksek oranda başarılıdır. PEP yaranın temizlenmesini, bulaşan mukoza zarının yıkanmasını, kuduz immünoglobulin ve aşılamayı içerir. Dünya Sağlık Örgütünün tedavi konusundaki ayrıntılarına bakınız: http://www.who.int/rabies/human/postexp/en/

20- Salgın sırasında çocuklarımı nasıl koruyabilirim?

Evde salgından uzak tutun ve 5.sorunun cevabındaki taktikleri uygulayınız. Sağlıklı bağışıklık sistemini geliştirecek tedaviler şunlardır:
1. Ekinezya
2. Geven (Astragalus) http://tr.wikipedia.org/wiki/Geven
3. Vitamin D
4. Lentinus (şitaki mantarı) http://en.wikipedia.org/wiki/Lentinus
5. Ganoderma (reishi mantarı) http://en.wikipedia.org/wiki/Ganoderma
6. Vitamin C
7. Omega 3 destekleri
8. Vitamin A
9. Probiotikler
10. Folic asid
11. Çinko
12. Kekik ve ökaliptus uçucu yağ buhar tedavisi (suya damlatip buharı içine çekme)
13. Allium (sarımsak ve soğan) http://tr.wikipedia.org/wiki/Allium
14. Altınmühür – Hydrastis (golden seal) http://tr.wikipedia.org/wiki/Alt%C4%B1nm%C3%BCh%C3%BCr
15. Eleutherococcus (Siberya ginsengi) http://en.wikipedia.org/wiki/Eleutherococcus
16. Sözüedilen vitamin ve minerallerce zengin her türlü yiyecek.

21- İki kardeş, biri aşılanmış, diğeri aşısız. Bunda bir tehlike var mı?

16. ve 17. soruların cevaplarındaki aşılı çocukların etrafında olan hamile kadınların taşıdığı tehlikeyle aynı tehlikeleri taşır. Ancak bu durumda, bağışıklık sistemi 7 yaşına kadar olgunlaşmamış durumdadır.

22- Tetanoz aşısı hamileler için tehlikeli midir? Hala neden vuruyorlar, hastaneler yeterince steril değil mi?

DaBT boğmaca nedeniyle hamilelere uygulanabilir. Boğmaca bebeklerde tehlikeli olabilir. Hamilelik sırasında bu aşının yapılmasının nedeni anneyi koruyup bebeğin doğumdan hemen sonra boğmacaya yakalanmaması içindir.

23- Eğer anne 2 aylık bebeğini emziremiyorsa, ve bebek mamalarının da aşılar kadar tehlikeli olduğunu biliyorsa ne yapmalıdır?

Annelerin doğumdan hemen sonra, henüz bir sorun yokken bebeklerine süt vermelerini oturtmak için destek almalarını tavsiye ediyorum. Eğer emziremiyorsanız sütlerini sağıp biberonla besleyebilirler. Ayrıca mamalara gelmeden önce, süt bankaları var bazı bölgelerde ve siz buralara bağışlanan sütlerden yararlanabilirsiniz.

24- Eğer kocam aşılandıysa, aşılanmamış bebeğim için bulaşıcılığı var mı?

Evet, lütfen 16, 17 ve 21. soruların cevaplarına bakınız.

25- Ne zaman aşı yaptırmamaktan konuşulsa, aşı yanlıları “peki ya sürü/toplum bağışıklığı ne olacak?” diye soruyor. Bu konuda ne diyorsunuz?

Sürü/toplum bağışıklığı konsepti, belirli bir hastalığı daha önce geçirmek veya aşısını olmak suretiyle (göreceli olarak) hastalığa karşı bağışıklık kazanmış bireylerin genel nüfusa oranı olarak tanımlanır.

Toplum bağışıklığının seviyesini anlamak için, hastalığa bir daha yakalanmayacakların oranına bakılır. Bazı hastalıklarda, sürü bağışıklığının seviyesi enfeksiyonun popülasyondaki bulaşıcılığını etkileyebilir. Bu tür enfeksiyonlarda, sürü bağışıklığının artması hastalığa yakalanmamış bireyin enfeksiyon kapma riskini azaltacaktır ve şayet sürü bağışıklığı oranı yeterince yüksekse hastalık ortadan kaldırılabilecektir. Hastalığın ortadan kaldırılması için sürü bağışıklığı oranının %100 olması gerekmez. Sürü bağışıklığı oranının enfeksiyonu geçirmemiş kişilerin hastalık kapma riskini azaltmada önemli rol oynayabileceği enfeksiyonlar şunlardır: 1. bulaş yolu insandan insana olan enfeksiyonlar; örneğin, kızamık, kızamıkçık, su çiçeği, ve 2. polio ve malerya gibi rezervuarı sadece insan olan hastalıklar.

Tetanoz ve kuduz gibi çoğu kez taşıyıcısı insan olmayan enfeksiyonlarda sürü çok az ve hatta hiç koruma sağlamayacaktır. Sürü bağışıklığının hem avantajları hem de dezavantajları bulunmaktadır.
Avantajları: enfeksiyonları ortadan kaldırma potansiyeli ile hastalığa bağışık olmayan (veya bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde olduğu gibi hastalığa daha yatkın) kişilerin enfeksiyon riskini azaltmasıdır. Dezavantajları ise: toplumda enfeksiyon geçirenlerin yaş ortalamasının giderek yükselmesi ve (örneğin polio, kızamıkçık, su çiçeği, kızamık, hepatit A gibi hastalıklarda) ileriki yaşlarda komplikasyon riski de arttığından enfekte kişilerde daha ağır tablolarla karşılaşılması verilebilir.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir