Otizm ve Aşı

Sevgili Asena‘ya asagidaki calisma icin cok tesekkur ediyorum.

Yeni MIT/Phynet Araştırması Otizm ve Aşılar Arasında Bağlantı Olduğunu Gösteriyor

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) ve Internal Medicine Group Practice (Phynet) bilimadamlarınca Amerika’daki Aşı İstenmeyen Etki Bildirim Sistemi (VAERS) kayıtlarında yapılan inceleme sonucu, ampirik verilerin otizm belirtilerinin alüminyum ve asetaminofen (parasetamol) maruzatıyla ilişkisini teyit ettiği görüldü..
Çalışmanın özetinde araştırmacılar, otizm vakalarında görülen ciddi artışta çevresel faktörlerin payı olduğuna dair şüphelerin giderek yoğunlaştığını belirtiyor. CDC’ye bağlı Aşı İstenmeyen Etki Bildirim Sistemi (VAERS) veritabanındaki sözcük frekansı örüntüsünü inceleyen uzmanlar, elde ettikleri sonuçların otizmle aşılarda kullanılan alüminyumun bağlantılı olduğu yönünde güçlü kanıtlar ortaya koyduğunu belirtiyor. Alüminyumun insan fizyolojisine etkisi üzerine yapılmış literatür taramasının da bu ilişkiyi destekleyecek diğer bir kanıt türü olduğunu bildiren bilimadamları, VAERS sisteminde “otizm” bildirimlerinin, bir taraftan aşılarda cıva kullanımının aşamalı olarak sonlandırılması kararı alınırken diğer taraftan aşı içeriğindeki alüminyum miktarının arttırılmaya başlandığı yıllarda sürekli bir artış eğilimi gösterdiğini belirtiyor.

2000 yılından itibaren aşı sonrası istenmeyen etki bildirimlerinde önemli oranda artış gösteren selülit, havale, depresyon, halsizlik, ağrı ve ölüm gibi belirtilerin aynı zamanda alüminyum içeren aşılarla da ilişkilendirildiğini belirten uzmanlar, otizm teşhisi alan çocukların metabolizmalarındaki serum sülfat ve glütasyon eksikliğinden dolayı alüminyum ve cıva gibi toksik metallerden çok daha fazla zarar görmüş olduklarını öne sürüyor.

Çalışmalarında otizm ve KKK (kızamık-kabakulak-kızamıkçık) aşısı arasında da güçlü bir korelasyon saptayan bilimadamları, bunun kısmen de olsa çocuklarda aşı öncesi veya sonrasında ateşi kontrol altına almakta kullanılan asetaminofene [Parasetamol, Tylenol] karşı oluşan ve giderek kuvvetlenen hassasiyetle açıklanabileceğini söylüyor.

Kaynak:
http://childhealthsafety.wordpress.com/2012/11/18/new-mitphynet-research-links-autism-to-vaccines/
Daha detayli bilgi icin asagidaki pdf’i inceleyebilirsiniz.
entropy-14-02227-v2

4 Comments

  1. Asena Devlet
    Kas 20, 2012

    Bir de konuyla ilgili yorum yapayım istedim ..

    İlk olarak, aşılar otizme yol açıyor evet ama bu her aşılanan çocuk otistik olacak anlamına gelmiyor. Önemli nokta, aşıların “bazı” kişilerde otizme yol açtığı. Amerikan Sağlık Bakanlığı aşıya bağlı beyin hasarı geliştirmiş ve çoğu da resmi olarak otizm teşhisi taşıyan çocuklara tazminat ödemiş durumda. En yakın ve medyada ilgi görmüş olan vaka da Hannah Poling davası. Geçtiğimiz aylarda İtalya’da da devlet bir çocuğun otizminin MMR (kızamık-kabakulak-kızamıkçık) aşısı nedeniyle olduğunu kabul ve tazmin etti.

    Aşıların bir kısmını olmuş çocuklarda yapılan bir araştırmada da, ömrünün ilk ayında Hep-B aşısı vurulmuş erkek çocuklarında 3 kat daha fazla otizm teşhisi olduğu ortaya çıkmış ( http://www.huffingtonpost.com/david-kirby/new-study-hepatitis-b-vac_b_289288.html).

    Otizm-genetik ilişkisine gelince, genetik salgını diye bir şey olmadığı aşikar. Son 14 yıldır otizm teşhis kriterlerinde herhangi bir değişiklik olmadığı halde Amerika’da yılda ortalama %10’luk bir artış gösteriyor otizm vakaları; yani devletin iddia ettiği gibi otizm vakalarındaki artış öyle “daha iyi teşhis yapılması”na filan bağlı değil.

    Genetik olarak bazı çocuklar aşı reaksiyonuna yatkın mıdır, evet.. ya da aşılardaki bazı maddelere genetik olarak hassasiyet taşıyor olabilir mi, kesinlikle ..
     
    Mark Blaxill ve Dan Olmsted, “The Age of Autism” kitaplarında otizmin ağır metal zehirlenmesi olduğuna dair oldukça ikna edici kanıtlar sunuyor. Kanner’ın zamanında ilk otizm teşhisi almış çocukların hepsi aşırı cıva maruzatına elverişli konumdaymış, bazıları aşılar yoluyla bazıları da başka yollarla. ABD’de cıva çoğu çocukluk dönemi aşıdan aşamalı olarak çıkartıldıysa da, şu an resmi olarak açıklanmış olan otizm oranları, 2008 yılında 8 yaş çocukları üzerinde yapılan çalışmalardan elde edilmiş, yani cıva aşılardan çıkartılmadan önce aşılanmış çocuklardaki otizm oranları bunlar.

    Ayrıca, cıva Amerika’da kullanılan aşılardan kademeli olarak çıkartılma aşamasındayken aşı takvimine neredeyse 2 kat fazla yeni aşı ekleniyor, kaldı ki bunların hemen hepsi de cıvayla benzer nörolojik etkiye sahip alüminyum içeriyor. Bununla da kalmıyor, bir yandan cıvayı çıkartıyoruz aşılardan derken diğer yandan da devlet hamile kadın ve 6 aylıktan itibaren bebeklerde rutin grip aşısı uygulamasına geçiyor. Grip aşılarının çoğu thimerosal dediğimiz cıva içeriyor. Yani bebekler şimdi anne karnından başlıyarak çok daha erken ve en fazla zarar görecekleri dönemde cıvaya maruz kalıyor.

    Tabi cıva çıkartıldı diyoruz aşılardan ancak ABD’de koruyucu olarak thimerosal kullanılan aşılar halen üretilmekte, ancak bunlar ABD’de kullanım için değil, gelişmekte olan ülkelere gönderiliyor. Şimdi Afrika ve diğer bölgelerde de eskiden görülmeyen otizm vakaları fırlamış durumda.

    Otizm birden fazla faktörün birarada bulunmasına bağlı gibi.. Aşılar belki de bu faktörler arasında tespiti en kolay olanı. Bir diğer önemli faktör de vitamin eksikliği gibi duruyor. Otistik çocukların çoğu ağır şekilde vitamin eksikliğinden muzdarip, özellikle de D vitamini eksikliği dikkat çekiyor.

    Yeterli D vitaminine sahip değilseniz “glutathione” üretemiyorsunuz. Glutasyon vücuttan ağır metallerin atılmasında kullanılıyor, ancak glutasyon yoksa bu ağır metaller vücutta kalarak kan/beyin bariyerini geçiyor. Ayrıca glutasyon yokluğu otoimmün hastalıklara da yol açıyor ve otistik çocuklarda otoimmün hastalıklara da oldukça sık rastlanıyor, hatta yapılan araştırmalarda otistik çocukların ailelerinde de otoimmün rahatsızlıkların yaygın olduğu ortaya çıkmış. Kısaca, D vitamini eksikliği olan bir bireyin aşılardaki ağır metallere kötü reaksiyon verme ihtimali oldukça yüksek.
     

    • kubra
      Oca 23, 2014

      Paylaşımınız için çok teşekkürler Asena. Bu konuyla ilgili birkaç kaynak okudum ve yapılan çalışmaların MMR aşısıyla otizm arasında bir bağ olduğunu söylemek için yetersiz olduğunu yazıyordu. Tabi çalışmayı yapana ve yaptırana da bakmak lazım

  2. arastiran anne
    Kas 20, 2012

    Yorumun icin de cok tesekkurle Asena’cigim. Ben bazen boyle yazilar karsisinda dusunmeden gecemiyorum, acaba gercekten bizi hasta etmeye ugrasan bir sistemin icinde mi yasiyoruz?
    Biliyorsundur, Kanada’da saglik hizmetleri devlet tarafindan karsilaniyor. Gecen sene D vitamin seviyemi olcturmek istedim. Para istediler, nasil yani diye sordugumda, devlet bunu karsilamiyor dediler. Dusun D vitamini eksikligi pek cok hastaligin nedeniyken, belki de ilk yapilmasi gereken testlerden biriyken, kimse onermedigi gibi, istediginde de ancak para verip yaptirabiliyorsun.

    Herkes sorumlulugu eline alip, ona gore cok dikkatli yasamali bence. Yoksa cemberin icinden cikmak mumkun degil maalesef…

  3. Asena Devlet
    Şub 4, 2013

    Kesinlikle katılıyorum ben de ..

    Sen pekçok hastalığın sebebini ortana kaldırıcı müdahalede bulunursan birilerinin o hastalıklardan elde edeceği kazanca da müdahale etmiş olursun değil mi?

    Bak Amerika’da ergen ve yetişkin nüfusun 4’te üçünde kronik D vitamini yetersizliği var deniyor, ama devletin resmi ağzı çıkıp, yok efendim telaşa mahal, Amerika’da bu oran toplam nüfusun %8’idir buyuruyor 🙂

    E sonra bakıyorsun bebek ölümlerinde durumları perişan, otizmde başı büyük gururla çekiyorlar, ilk defa yeni nesil sahip oldukları kronik hastalıklar nedeniyle anne-babasından önce ölecek deniyor Amerika’da, 4-5 yaştan itibaren D vitamini değil psikoterapötik ilaçları dayamışlar çocuklara . . .

    Liste uzar gider ..

    O yüzden senin de dediğin gibi, herkes sağlığıyla ilgili sorumluluğu bizzat eline alıp sistemin oyununa düşmemek için sürekli araştırmalı, ona göre hayat tarzını belirlemeli ..

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir