Video – Dr. Sherri Tenpenny’nin Aşı Araştırmaları Neyi Gösteriyor?

Ed-Not: Yazıda köşeli parantez içinde verilmiş bilgiler tarafımdan ilave edilmiştir.

 

O dönem yaratılan panikle H1N1 aşısını olmak için 2-3 saat sıralarda bekleyen halkın durumundan giriyorlar konuya…

Dr. Tenpenny 2000 yılının Eylül’ünde Washington’da düzenlenen NVIC-National Vaccine Information Centre toplantısına katılıyor, eve döndüğünde kendi kendine şöyle düşünüyor:

“Vay canına, 1985’ten beri hekimlik yapıyorum, 1996’dan beri ‘Bütünleyici Tıp’ icra ediyorum, şimdi sene olmuş 2000, bu aşı meselesini nasıl kaçırmış olabilirim?!”

Bunun nedenini 3 nesil Kayropraktik uygulayıcısı olan bir aileden geliyor olması ve kendi ailesinden kimsenin o güne kadar aşı yaptırmamış olması; kendi çocuğu da olmadığından aşı konusunun gündemine gelmemesi ve o güne kadar aşıdan zarar görmüş biriyle karşılaşmamış olmasına bağlıyor.

Konu ilgisini çekiyor ve 3 gün süren toplantılara katılıyor. 3 gün boyunca çocuğu aşıdan zarar görmüş ebeveynlerin ifadelerinin yanısıra çok sayıda bilimadamı ve hekimin aşıların zararlarını anlattığı konuşmaları dinleyince, yine bunca şeyden kendisinin niye o güne kadar haberdar olmadığına şaşıyor. Öyle olunca da, ben bu konuya bir bakayım bakalım diye düşünüyor.

Okuduğu ilk makale, CDC – Centres for Disease Control’un kendi sitesinden General Recommendations on Vaccination adlı bilgilendirme yazısının 1998’deki versiyonu oluyor.

42 sayfalık makalenin sonuna geldiğinde tepkisi: “Bu mudur?!” oluyor.

Koca aşı endüstrisi bundan mı ibaret yani diye şaşırıyor, çünkü gördüğü şey hatalı birtakım bilimsel çalışmalara dayanarak yapılmış yalan yanlış çıkarımların bol miktarda hipotez ve varsayımla süslenmiş hali ve birkaç da yazım yanlışı ve dil bilgisi hatası…

“Hakikaten bu muymuş yani??!! Milyar dolarlık endüstrinin dayanağı bu muymuş??!!”

diye hayretler içinde kalıyor ve “ben bunu biraz daha araştırayım bakalım”, diyor kendi kendine.

Biraz daha araştırmak için çıktığı yol, 11 sene boyunca 12,000 saatlik okuma ve araştırma maratonuna dönüşüyor.

“Aramadığınız şeyi bulamazsınız”,

diyor Dr. Tenpenny.

“Aradığınız bir şey varsa ancak bulup açığa çıkartmanız mümkün olabilir.”

Kendisi ne buluyor peki bunca yıllık araştırmalarında?

  • [Kimilerinin ‘palavradan bilim’] de dediği birsürü kötü icra edilmiş bilim örneği,
  • Bilimseldir diye ortaya konmuş bir dolu tekinsiz, şişirme, yalan yanlış araştırma,
  • Çalışma Özeti’nin altında yer alan ‘Sonuç’ bölümünde yapılan çıkarımların, çalışmanın geri kalanında anlatılan HİÇBİR ŞEYLE alakasının dahi olmadığı “bilimsel” çalışmalar.

Aşıya bağlı bunca problemin neden kaynaklanabileceğini gösteren yazılı belge, kanıt var mı diye de bakıyor bir yandan Dr. Tenpenny.

Bunun için tıp literatürüne geçmiş, yayımlanmış çalışmalardan aşı yan etkilerine bakıyor ve aralarından sadece birkaçını sayıveriyor:

  • Otoimmün hastalıklar
  • Lupus – [Ülserleşme eğilimi gösteren lezyonlarla belirgin herhangi bir kronik deri hastalığı, özellikle lupus eritematozus ya da lupus vulgaris]
  • ITP – İdyopatik Trombositopenik Purpura – [Kanın normal pıhtılaşmasının bozulduğu ve kanamaya meyille giden bir hastalıktır. Kanamaya yatkınlığın nedeni kanın pıhtılaşmasından sorumlu kan pulcuklarındaki (trombosit=plt=platelet) azalmadır. ITP’de kan pulcuklarındaki azalmanın nedeni vücudun kendi ürettiği kan pulcuklarını yok etmeye başlamasıdır. ITP bulaşıcı ya da genetik bir hastalık değildir.]
  • Tiroidit – Tiroid bezi iltihabı
  • Ürtiker ve döküntü
  • Reaktif Artrit (Reiter Sendromu) – [Son bir ay içinde veya halihazırda bir enfeksiyona tepki olarak gelişen inflamatuar artrit şeklidir. Geçmişte, “Reiter sendromu” adı verilirdi; ancak şimdilerde “spondiloartrit” ailesinin bir üyesi olarak kabul edilmektedir.
    Kısa Notlar:
    Reaktif artrit, özellikle diz veya ayak bilekleri gibi eklemleri, topuklar, parmaklar ve beli etkileyebilir.
    Reaktif artrit, genellikle ishal ya da cinsel yolla bulaşan bir hastalıktan sonra [Hepatit??] görülür. Ancak hemen her enfeksiyona reaksiyon olarak da gelişebilir. Bazen enfeksiyona ait belirti olmadan da (asemptomatik denir) gelişebilir.]
  • Jüvenil kronik artrit –  [Her 1000 çocuktan birinde görülen nadir bir iltihaplı romatizmal hastalık [nadir???] Eklemlerden herhangi biri aylarca inflame kaldığı ve başka bir neden bulunamadığı zaman, kronik artritten şüphe edilebilir.]
  • Nöbetler – [Hastalık nöbeti; özellikle aniden gelişen konvülsiyonlarla belirgin nöbet]
  • MS – Multipl Skleroz – [Beyin ve omurilikte, sinir aksonlarındaki miyelin kaybına bağlı olarak yer yer sertleşmiş bölgeler oluşması ile belirgin, optik nevrit, bacak kaslarında güç kaybı, istemli hareketlerde düzensizlik, baş dönmesi ve diğer  sinirsel bozukluklarla seyreden merkezi sinir sistemi hastalığı]
  • MS benzeri sendromlar
  • Santral sinir sistemi demiyelinasyonu
  • Polinöropati – [Birkaç siniri ilgilendiren herhangi bir hastalık veya bozukluk; özellikle birçok sinirin -iltihaplanma olmaksızın- dejeneratif değişiklikler göstermesi]
  • Tip 1 Diyabetİnsülüne Bağımlı Diyabet – [Pankreas’tan yeterli insülin salgılanmaması sonucu gelişen şeker hastalığı şekli]
  • Vaskülit – Damar iltihabı
  • Çok çeşitli vasküler hastalıklar/damar hastalıkları
  • Bilateral Optik Nevrit/göz siniri iltihabı
  • Santral Retinal Arter Oklüzyonu – [körlüğe götürür]
  • İşitme kaybı
  • Tam sağırlık
  • Nefrotik Sendrom – [Böbrek glomerüllerindeki işlev bozukluğu sonucu gelişen, yaygın ödem, ağır proteinim, hipoalbüminemi ve hiperlipemi ile belirgin klinik tablo]
  • Astım
  • Egzema
  • Otizm

Dr Tenpenny’nin saydığı bu kısmi(!) hastalık listesi SADECE Hepatit-B aşısı sonrası gelişenlerden oluşuyor!

Peki ama ya onca DİĞER aşı?
Onların yarattığı onca DİĞER sağlık sorunu?

“Aşı Endüstrisi, İlaç Endüstrisi’nin belkemiğidir”, diye açıklıyor bu durumu Dr. Tenpenny.

Bütün çocuklara doğumda Hepatit-B aşısı yapıldığını ve bu çocukların uzayıp giden bu listeler dolusu hastalıkları geliştirdiğini düşünelim. Acaba çoğu ömür boyu sürecek bu sorunlar için kaç milyon ilaç satılacak dersiniz? Kaç tetkik, kaç test, kaç hastane yatışı demek bu?

Hem de salt TEK bir aşıdan dolayı oluşabilecek yan etkilerden bahsediyoruz.

Doğum anından başlayıp hayat boyu devam eden bir aşılanma sürecinden bahsediyoruz burada. Endüstriyi işte kelimenin tam manasıyla böyle ayakta tutuyor aşılar.”

Son tespiti ise şöyle:

“Aşılamayı sadece yarı yarıya kessek, mevcut sağlık sektörünün spektrumu tamamıyla değişecektir.”

 

 

 

 

 

 

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir