8 çocuklu anne çocuklarını neden aşılatmıyor

İlk altı çocuğu aşılı olan Avustralyalı anne, son ikisini aşılatmayı reddediyor ve ekliyor; “kronik sağlık sorunları olmayan bir tek bu ikisi oldu”.

İlk 6 aşılı çocuğundan 3’ü otizmli, 1’i DEHB’den muzdarip ve bir diğerinin ise ağır dil gelişim kusuru var.

Son iki aşısız çocuk ise sağlıklı.

Bu anne bugün Avustralya Aşı Skeptikleri Ağı’nın başkanlığını yürütüyor.

Annenin ağzından dinliyoruz:

İlk anne olduğumda aşı konusunu hiç sorgulamadım bile. Çocuk doğunca aşısı yapılır bilirdik biz – doktor ne diyorsa o, çünkü işin uzmanı olan doktor.

Ne eşime ne de bana aşının istenmeyen etkileri olacağına dair tek bir kelime dahi edilmedi, iğne yerinde hafif kızarıklık biraz da şişme olabilir dendi. İlk altı çocuğumuzun hepsi de, her bir aşı turundan sonra birer birer daha beter hasta hale gelmesine rağmen, hiçbir zaman aşıya bağlamadık.

Aşılı altı çocuğumuzdan 16, 12 ve 10 yaşında olan üçü orta ve ağır derece arasında değişen şekilde otizm spektrumundalar. 25 yaşındaki DEHB’den muzdarip, 14 yaşındakinin dil gelişimi ağır kusurlu ve 20 yaşındaki çocuğumuzda da şiddetli ruh hali değişiklikleri, bipolar bozukluk var.

aile

Ayrıca 6 çocuğumda da kronik kulak enfeksiyonları, bronşiyolit, astım, egzema, sedef, idrar yolları enfeksiyonları, gastro-entestenal (mide-bağırsak) ve otoimmün bozukluklar, alerjiler, çeşitli kimyasallara hassasiyet ve entolerans yaşadık.

Yanıt bulabilmek için genetik testler yaptırdık, ancak çocuklarımızdaki bu rahatsızlıklar için hiçbir neden bulunamadı. Ben de yanıt bulmak için kendim araştırmaya başladım. Kitaplar okudum, seminerlere gittim, elime geçen ne bilimsel yayın varsa okumaya başladım ve fark ettim ki aynı durumda olan bir tek biz değiliz, başka aileler de var bunları yaşayan.

Bizimkiyle aynı sorunlardan muzdarip pekçok başka aile olduğunu gördüm.

aile2

 

küçük kız

Aşısız minik.

Durumun farkına varınca şu an 5 ve 8 yaşında olan çocuklarımızı aşılatmadık ve bu yüzden de şu an son derece sağlıklılar. Tüm kardeşleri arasında genetik sorunlara en müsait onların olması lazımdı oysa, sonuçta 30’lu yaşların sonunda doğurdum onları ve hatta aşırı kiloluydum.

Çocuklarımın bedenlerine ne zerk edildiğini dahi bilmeden buna müsaade ettiğim için, benim cehaletim yüzünden çocuklarımın ikisi ve hatta belki de üçü hayatlarının sonuna dek ASLA ne bağımsız yaşayabilecek ne de aşık olup aile kurabilecek. Ben bu dünyadan göçtüğümde, muhtemelen onlara hak ettikleri sevgi, ilgi ve şefkati vermeyecek yabancıların elinde yaşamak durumunda kalacaklar. Bu gerçeklerle çoktan yüzleştim ben.

Halbuki en küçük iki çocuğumuzda, abileri ve ablalarındaki türlü türlü hastalıkların hiçbirini görmedik. Hiç hastalık etmenine maruz kalmamış da değiller hani, herkes gibi onlar da kreşe, okula gidiyor. Fakat vücut dirayetleri abileri ablalarındaki gibi çalınmadı onlardan, dayanıklılar.

Hayatlarında bir kez dahi antibiyotik almaları gerekmedi, fakat ondan da önemlisi abileri ve ablalarındaki rahatsızlıklardan eser yok bu ikisinde.

Tabii bu benim için buruk bir sevinç, çünkü onlara baktıkça abileri ve ablalarının benim yüzümden ne kadar çok kayba uğradıklarını görmüş oluyorum.

ikili

İnsanlar aşıların herkes için aynı şekilde güvenli olmadığını anlamalı, yaşadığınız toplumda aşılardan zarar görmüş bizim gibi aileler var.

Ne çabuk unuttuk Saba Button’ı, Lachlan Neylan’ı [2010 ve 2012’de oldukları grip aşısı sonrası ağır özürlü hale gelen küçük çocuklar], ve [2010’da olduğu grip aşısı sonrası hayatını kaybeden] Ashley Epapara’yı? İşte bu yüzden aşılar hiçbir zaman zorla herkese uygulanmamalı, aksi takdirde bazı çocukların diğerlerinden daha kıymetli olduğunu söylemiş oluruz.

 

Haberin orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

 

 

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir