Ülkemizde Zorla Aşı Yapılabilir mi?

HAYIR.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Hakeri bu tartışmaya mevcut yasalar çerçevesinde son noktayı koymuş bulunuyor.

Sayın Hakeri’nin sağlık profesyonellerine yönelik online Medimagazin dergisinde 10 Şubat 2014’te yayımlanan makalesi altında, Türkiye’de belki de bir ilk yaşanıyor ve Çocuk İmmünoloji-Allerji Uzmanı bir hekimimiz, Prof. Dr. Alişan Yıldıran, 4 yıllık araştırmaları neticesinde aşıların etkinliği ve güvenliği ile ilgili taşıdığı endişeleri bilimsel referanslarıyla birlikte kamuoyu ve tıp camiasıyla paylaşıyor. Konuyu hukuki ve bilimsel boyutlarıyla araştırmak isteyen ebeveynlerimiz için Sn Hakeri’nin aşağıdaki değerlendirmeleri yanında Sn Yıldıran’ın açıklamalarını da şu sayfadan görebilir veya konuyla ilgili çeşitli hekim ve kişilerce bırakılmış yorumların tamamını okumak için doğrudan Medimagazin’in haber sayfasına bakabilirsiniz.

Ülkemizde Zorla Aşı Yapılabilir mi?

Kızına yapılması gereken rutin aşıların yapılmasını kabul etmeyen aileye karşı Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından Asliye Hukuk Mahkemesine müracaatla Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) çerçevesinde sağlık tedbiri uygulanması istenir ve mahkeme bu talebi kabul ederek sağlık tedbiri uygulanmasına karar verir. Bu karara itiraz edilmişse de Aile Mahkemesi 07.01.2013 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Bunun üzerine aile iç hukuk yollarını tükettiğinden, Anayasa Mahkemesine başvurur.

Biyotıp Sözleşmesi’nin 6/2. maddesine göre, “kanuna göre bir müdahaleye muvafakatini verme yeteneği bulunmayan bir küçüğe, sadece temsilcisinin veya kanun tarafından belirlenen makam, kişi veya kuruluşun izni ile müdahalede bulunulabilir.”

Gerek Anayasamız ve gerekse konuya ilişkin temel kanunlarımız, “RIZA”yı temel şart olarak öngörmekte ve çocuklar bakımından da veli veya vasisinin rızasını aramaktadır. Başvurucunun kızına yapılan müdahale ise böyle bir rıza olmaksızın yapıldığından hukuka aykırıdır. Bu müdahaleyi ancak bir kanun hükmü hukuka uygun hale getirebilir ki, rutin aşıları zorunlu gören bir kanun hükmü bulunmamaktadır.

Kural hastanın kendi geleceğini bizzat kendisinin belirlemesi ve bu çerçevede her türlü tıbbi müdahale için rızasının bulunması ise de bazı hallerde rıza olmaksızın da tıbbi müdahalenin yapılabilmesi mümkün kılınmıştır.

Zorla müdahale, anayasal zorunluluk nedeni ile ancak bir kanun hükmüne dayanılarak yapılabilir. Biyotıp Sözleşmesi’nin 26. maddesine göre de, böyle bir düzenleme ancak kanun hükmüyle getirilebilir. Ayrıca da bu tek başına yeterli değildir, böyle bir hükmün demokratik bir toplumda gerekli olması gerekir.

Koruyucu da olsa, aşı bir tıbbi müdahaledir ve bu nedenle tıbbi müdahalenin genel şartlarına ve bu arada da “rıza” şartına tabidir. Bu şartın aranmaması için açık yasal bir düzenlemeye gereksinim vardır. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda çiçek aşısı gibi açık bir şekilde zorunlu olduğu belirtilenler dışında hiçbir aşı zorunlu değildir.

Yukarıda belirttiğim ve Anayasa Mahkemesi önünde görülmekte olan bireysel başvuru davasında, Adalet Bakanlığı, Anayasa ve İHAS bağlamında öngörülen kanuni düzenleme şartının, ÇKK 5. madde hükmü ile yerine getirildiğini savunmaktadır.

Belirtmek gerekir ki, Anayasa ve İHAS’ın aradığı kanun hükmü, ÇKK gibi genel nitelikli bir kanun hükmü değildir. Kanun hükmü, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun zorla tıbbi müdahaleyi öngören hükümleri gibi açık hüküm olmalıdır. Yani bir kanun hükmü ile o hükümde sayılan aşılar bakımından zorunluluk öngörülmüş olmalıdır. ÇKK ise genel bir hüküm niteliğindedir.

Ayrıca, ÇKK hükmünün aşılar bakımından uygulanması kabul edilecek olursa, hiçbir aşı bakımından ayrım yapılmaksızın, idari bir organ olan Sağlık Bakanlığının belirlemesiyle aşılar zorunlu hale gelmektedir. Bakanlık bir aşıyı rutin aşı takvimine almakta ve aşı yaptırmayan aileler mahkeme kararıyla zorla aşı yaptırmak durumunda kalmaktadırlar. Böylece Anayasa ve İHAS’ın öngörmüş olduğu kanun gerekliliği dolanılmış ve idari kararlarla zorla tıbbi müdahale yapılmış olmaktadır.

Kaldı ki, ÇKK 5/1-d’de öngörülen tedbir, “çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli geçici veya sürekli tıbbi bakım ve rehabilitasyonuna, bağımlılık yapan maddeleri kullananların tedavilerinin yapılmasına” yönelik bir tedbirdir. Aşı ile çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının mutlak olarak korunması söz konusu değildir. Aşının temel özelliği önleyici nitelikte olmasıdır. Aşı olmadığı halde sağlıklı olan insanlar vardır. Tıpta da aşılara şüpheli yaklaşan birçok görüş bulunmaktadır. İkinci olarak, aşıda kanunda belirtilen tedavi amacı da söz konusu değildir, zira aşı uygulanan çocuklar hasta değildir.

Ayrıca, bu madde hasta veya bağımlı oldukları halde, tedaviyi reddeden veya tedavisi yaptırılmayan çocuklar bakımından uygulanabilir. Aşının birçok yan etkisi ve yol açtığı başka hastalıklar nedeni ile tam tersine kişileri hasta yapması da söz konusu olabilmektedir. O nedenle, sağlığa acil bir müdahale gerekmedikçe bu madde aşı gibi önleyici tıbbi müdahaleler bakımından yasal dayanak olarak kabul edilemez.

Sonuç olarak, genel nitelikli ÇKK hükümleri, zorla önleyici nitelikli aşı yapılmasında araç olarak kullanılamaz. Konuya ilişkin açık kanun hükmü olmadığı müddetçe, yapılacak müdahaleler hukuka aykırıdır.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir